Sürekli Deprem Oluyor Hissi Neden Olur ?

Aylin

New member
Sürekli Deprem Oluyor Hissi Neden Olur? Bilim, Duygu ve Toplumsal Bakış Açılarının Kesiştiği Nokta

Selam sevgili forumdaşlar,

Son zamanlarda sosyal medyada da sıkça karşılaşıyoruz: “Sürekli deprem oluyormuş gibi hissediyorum, sizde de var mı?” diyen insanlarla… Açıkçası ben de birkaç kez gecenin sessizliğinde yatakta hafif bir sarsıntı hissedip “Yine mi deprem oldu?” diye telefona sarıldım. Ama ekranda hiçbir kayıt yoktu. Bu durum, sadece benim değil, birçok insanın yaşadığı oldukça yaygın bir his: “Sürekli deprem oluyormuş gibi hissetmek.”

Bugün bu konuyu biraz derinlemesine konuşalım istiyorum. Çünkü bu yalnızca jeolojik bir mesele değil; aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve toplumsal cinsiyet rolleriyle iç içe geçmiş bir deneyim. Veriler, insan hikâyeleri ve duygusal gerçeklerle harmanlayarak birlikte anlamaya çalışalım.

---

1. “Yer Gerçekten Sallanıyor mu, Yoksa Zihnim mi?”

Bilimsel olarak başlayalım: Uzmanlara göre, “sürekli deprem oluyormuş gibi hissetme” durumu genellikle psikosomatik titreşim algısı ya da vestibüler sistem duyarlılığı ile açıklanıyor.

2011 yılında Japonya’daki büyük depremden sonra yapılan bir araştırma, insanların yaklaşık %30’unun haftalarca “hayali sarsıntı” hissettiğini gösterdi. Bu fenomen “jishin-yoi (deprem sarhoşluğu)” olarak adlandırıldı.

Benzer şekilde, Türkiye’de özellikle büyük depremlerden sonra yapılan saha gözlemleri, insanların %40’ından fazlasının “sanki hâlâ sallanıyormuşuz gibi hissediyorum” dediğini ortaya koyuyor. Yani mesele yalnızca fiziksel bir sarsıntı değil; travmatik bir hafızanın bedende yankılanması.

---

2. Travma Sonrası Bedenin Hafızası: “O Geceden Beri”

Bir forumdaşımızın hikâyesini düşünelim: Ayşe, 6 Şubat depremini Hatay’da yaşamış bir hemşire. “O geceden beri yatağa yattığımda bir tarafım hep dikkat kesiliyor,” diyor. “Telefonun yanımda, ışık açık. Bazen öyle bir titreşim hissediyorum ki, koşmaya hazır halde uyanıyorum. Ama sonra bakıyorum, hiçbir şey yok.”

Ayşe’nin yaşadığı şey, travma sonrası beden tepkisinin bir yansıması. Psikiyatristlere göre bu durum, beynin “tehlike algısını” sürekli açık tutmasından kaynaklanıyor. Özellikle travmayı doğrudan yaşamış veya medyadan yoğun şekilde maruz kalmış bireylerde, beden gerçek olmayan titreşimleri bile tehdit olarak algılayabiliyor.

Bu durumun kadınlar arasında daha sık görülmesi de dikkat çekici. Çünkü kadınlar genellikle hem kendileri hem de çevresindekiler için güvenliği düşünme eğiliminde. Bu, toplumsal rollerin getirdiği “koruyucu ve empatik” duruşun bir sonucu. Erkeklerde ise bu hissin daha kısa sürmesi, çoğunlukla çözüm odaklı ve kontrol kurmaya çalışan bilişsel yaklaşımla açıklanıyor.

---

3. Erkeklerin Mantığı, Kadınların Empatisi: Aynı Hissi Farklı Yaşamak

Toplumsal cinsiyet bakış açısından meseleye baktığımızda, ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Erkekler genellikle bu hissi “anlamlandırma” çabasıyla ele alıyor: “Belki gerçekten sallandı”, “Belki binada rezonans var” gibi açıklamalar üretmeye meyilli oluyorlar. Kadınlar ise bu hissi “paylaşma” ve “dayanışma” yönünden değerlendiriyor: “Sen de hissediyor musun?”, “Benimle aynı durumda mısın?” diye soruyorlar.

Bu fark, toplumsal olarak içselleştirilen rollerle bağlantılı. Erkekler, çözüm arayarak kontrol duygusunu geri kazanmaya çalışıyor; kadınlar ise topluluk desteğiyle duygusal dengeyi yeniden kuruyor.

Yani aslında iki yaklaşım da sağlıklı; biri zihni, diğeri kalbi rahatlatıyor. Ve bu ikisi birleştiğinde, toplumun iyileşme süreci güçleniyor.

---

4. Sosyal Medya ve Kolektif Titreşim: Duygular Nasıl Yayılıyor?

Deprem sonrası “sürekli sallanıyor hissi” sadece bireysel bir hal değil. Sosyal medyada yayılan her “hissettim” paylaşımı, başka zihinlerde aynı duygusal tepkileri tetikliyor. Bu, kolektif bir duygu rezonansı.

Örneğin, Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre Türkiye’de yılda ortalama 20 binden fazla küçük deprem meydana geliyor. Ancak bunların yalnızca %2’si hissedilir düzeyde. Buna rağmen, insanlar sosyal medyada “yine sallandık mı?” diye sorduğunda, birçok kişi aynı anda o hissi yaşadığını belirtiyor.

Bu durum, toplumsal kaygının dalgalar halinde yayılmasına neden oluyor. Tıpkı bir yankı gibi: Birinin korkusu, diğerinin bedeninde titreşime dönüşüyor.

---

5. Beynin Alarm Sistemi: Sarsıntı Yokken Neden Sallanıyoruz?

Nöropsikoloji açısından bakıldığında, bu hissin nedeni beynin denge merkezi olan vestibüler sistemin aşırı hassas hale gelmesi.

Deprem deneyiminden sonra beyin, en ufak titreşimde bile “bu bir sarsıntı olabilir” sinyali gönderiyor.

Örneğin; metro geçişi, ağır bir kamyonun titreşimi, hatta kalp atışının hissedilmesi bile beyinde “deprem olabilir” çağrışımı yaratabiliyor.

2019’da Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre, travma sonrası anksiyete yaşayan kişilerde vestibüler sistemin uyarılma eşiği %25 daha düşük.

Yani beden, tehlike olmadığında bile sarsıntı sinyallerini büyüterek güvenlik mekanizmasını devreye sokuyor. Bu da sürekli bir deprem hissine yol açıyor.

---

6. Dayanışmanın Gücü: Toplumsal İyileşmede Kadınların Rolü

Deprem sonrası dayanışma çalışmalarına baktığımızda, sahada en aktif grupların kadınlar olduğu görülüyor.

Psikolojik destek, yardım organizasyonu, çocuklarla travma çalışmaları gibi alanlarda kadınların öncülüğü, toplumsal güven duygusunu yeniden inşa ediyor.

Bu süreçte erkeklerin ise lojistik, teknik ve planlama odaklı katkıları ön plana çıkıyor.

Yani kadınlar kalpleriyle, erkekler elleriyle yeniden kuruyor bu dengeyi.

Ve belki de “sürekli sallanıyormuş gibi hissetmek”, toplumsal olarak hâlâ sarsıntının içinden geçiyor olduğumuzun bir göstergesi. Henüz tam olarak durulmadık, çünkü birlikte iyileşmeyi tam bitiremedik.

---

7. Gerçek Hikâyeler, Gerçek Duygular: Sallantının Altındaki İnsan

Bir başka örnek: Bursa’da yaşayan Murat, bir mühendis. Her gece evdeki avizeye bakarak uyuyor. “Kımıldarsa anlarım,” diyor. “Ama bazen hiç hareket etmeden de kalbim çarpıyor, ayağa kalkıyorum, ‘acaba mı’ diye.”

Bu hikâyede, “kg” gibi kısa ifadelerden farklı olarak, uzun bir sessizlik var. Çünkü travma, bazen sadece bir saniyelik bir sarsıntının değil, aylar süren bir belirsizliğin içine yerleşiyor.

Bu noktada farkındalık önemli: Eğer bu hissi sık yaşıyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu, zihninizin değil, kalbinizin hâlâ koruma modunda olduğunun göstergesi.

---

8. Forumdaşlara Açık Davet: Siz Nasıl Hissediyorsunuz?

Peki siz hiç sürekli sallanıyormuş gibi hissettiniz mi?

Bu hissi daha çok hangi anlarda yaşıyorsunuz? Sessizlikte mi, yalnızken mi, kalabalıkta mı?

Sizce bu durumun nedeni sadece beden mi, yoksa toplum olarak hâlâ o gecelerin gölgesinde mi yaşıyoruz?

Ve sizce erkekler bu hissi bastırarak mı, kadınlar ise paylaşarak mı daha iyi baş ediyor?

Belki bu tartışma, bir deprem kadar sarsıcı olmasa da, iç dünyamızda küçük bir farkındalık yaratır. Çünkü bazen asıl iyileşme, konuşmaya cesaret ettiğimiz anda başlar.

---

Son Söz: Yerin Altı Değil, İnsan Kalbi Sallanıyor

“Sürekli deprem oluyormuş gibi hissetmek” aslında yerin değil, insanın sarsıntısı.

Bu his, bedenin, zihnin ve kalbin hâlâ güven aradığının sessiz bir fısıltısı.

Ve belki de bu forumda birbirimize yazdığımız her cümle, küçük bir güven zemini oluşturuyor.

Çünkü bazen dünya değil, sadece içimiz sallanıyor — ve o anlarda bizi ayakta tutan şey, birbirimizi duymak.